İnsanlık tarihinin tozlu sayfalarında, Mezopotamya'nın killi tabletlerine kazınmış olan Gılgamış Destanı, genellikle basit bir "kahramanlık öyküsü" veya "ölümsüzlük arayışı" olarak okunur. Ancak bu metin, siyasal antropoloji ve tarihsel sosyoloji perspektifinden bakıldığında; "Doğal Toplum"un (klan/komün) yıkılışını ve "Merkezi Devlet" aygıtının toplumsal bünyeye bir tümör gibi yerleşmesini anlatan ilk trajik belgedir.